Kullanıcı:
Şifre:
Kullanıcı/Şifremi unuttum
Site logosu
Üyelik

KUDÜS

Hasan Hamdi Konya 2005

   16 ay süre ile bir savunma sanayi projesi için kaldığım İsrail'de sürekli ziyaret imkanı bulduğum, Müslümanlar, Hıristiyanlar ve Museviler için çok kutsal olan Kudüs şehri ile ilgili öğrendiklerimi paylaşmak istedim.
Zeytin_Dagindan_Manzara
Zeytin Dağı'ndan Kudüs Manzarası


    Müslümanların ilk kıblesi olması, Peygamber Efendimizin (sav) muallak taşının üzerinden Mi'raca yükselmesi, Ağlama Duvarı ve Kıyamet Kilisesi'ni barındırması, Kudüs'ün kutsallığı hakkında fikir vermesi açısından önemlidir. Kudüs tarih boyunca genellikle vahye dayalı dinlerin birçoğuna beşiklik ettiğinden önemli bir konuma ve bu yönden zengin bir tarihi mirasa sahiptir.

    Kudüs şehri günümüzde eski şehir (Doğu Kudüs) ve yeni şehir (Batı Kudüs) olmak üzere iki kısımdan oluşmaktadır. Şehrin en kutsal ve tarihi mekanları eski şehir içinde bulunmaktadır. Araplar Kudüs'ün doğu kısmında yoğun olarak yaşamaktadırlar. Yahudi nüfus ise genellikle şehrin batı kısmında kurulan yeni yerleşim bölgelerinde bulunmaktadır. İsrail'deki en kalabalık nüfuslu şehir olan Kudüs'ün 2000 yılı sayımındaki nüfus dağılımı şu şekildedir. 204.100 Müslüman, 530.400 Yahudi, 14.700 Hıristiyan olmak üzere toplam 758.300.

Kanuni_Surlari
Kanuni Surları
   Kanuni Sultan Süleyman'ın 1538-1540 yılları arasında Haçlılar dönemine ait sur kalıntıları üzerine yaptırdığı surlarla çevrili alan eski şehir olarak adlandırılmakta ve yukarıda bahsettiğimiz tüm kutsal mekanları içinde barındırmaktadır. Geçmişi yer yer Bizans, Herodes, hatta Hasmon dönemlerine kadar uzanan surların yüksekliği yaklaşık oniki, kalınlığı bir metredir.

   Eski kenti çevreleyen surlarda 11 kapı mevcuttur. Kapıların en ünlüleri Şam ve Yafa kapılarıdır. 1538 yılında yapılan ve diğer adı Halil kapısı olan Yafa kapısı gibi, eski kentin kuzeyindeki Şam Kapısı ve Tapınaklar Tepesi'nden Kidron Vadisi'ne açılan Aslanlı Kapı da Kanuni Sultan Süleyman tarafından yaptırılmıştır. Son olarak II. Abdülhamit tarafından 1887'de yaptırılan kapı Yeni Kapı adıyla biliniyor. Aslanlı kapı eski şehrin doğusunda bulunmaktadır ve Via Dolorosa(hüzünlü yol)'ya açılır. Herodes Kapısı, Sion Kapısı, Çöp Kapısı ve Altın Kapı kentin diğer kapılarıdır. 2. yüzyıldan bu yana şehrin çöpünün çıkartıldığı kapıya Çöp kapısı denmiştir. Yahudiler, Mesih'in Altın kapıdan Kudüs'e gireceğine inanıyor. Bu nedenle Kanuni zamanında bu kapı kapatılmıştır. Güney taraftaki duvarda da tekli, ikiz ve üçüz kapılar olarak adlandırılan 3 kapalı kapı daha mevcuttur.

Yaffa_Kapisi
Yafa kapısından eski şehre giriş
   Eski Şehir, kuzeydeki Şam kapısı ile batıdaki Yafa kapısından başlayarak merkezde kesişen iki ana cadde ile dört bölüme ayrılır. Kuzeydoğudaki bölüm Müslüman, kuzeybatıdaki bölüm Hıristiyan, güneydoğudaki bölüm Yahudi ve güneybatıdaki bölüm Ermeni mahallesi olarak adlandırılır.

   Yafa kapısından girişte sağ taraftaki yol Ermeni Mahallesi’ne götürür. Ermeni Mahallesi etrafı duvarlarla çevrili bir manastırdan ibarettir ve içinde Osmanlı çinileriyle tezyin edilmiş Mar Yakub (Aziz James) Kilisesi bulunur. Yolun devamında Nebi Davud (Siyon) Kapısı’nın yanından geçilir. Bu kapının hemen dışında Hz. Davud’un mezarı, Hz. İsa’nın havarileriyle son akşam yemeğini yediği oda ve Hz. Meryem’in vefat ettiği evin mekanlarına kurulmuş bir sinagog, bir cami ve bir kilise bulunur.

Kudus_Carsi
Arap mahallesindeki çarşı


   Yafa kapısından girişte, eski şehrin dar yollarında karşılıklı dizilmiş hediyelik eşya dükkanlarına rastlanır. Eski şehir tasvirleri içeren gümüş ve alçı mumluklar, tablolar, hamsa(el şeklinde nazarlık), şamdan, kolye ve yerel kıyafetler gibi hediyelik eşyaların satıldığı dükkanlarda beğenilen ürünler pazarlıkla dörtte bir, beşte bir fiyatına kolaylıkla alınabilir.

   Hafif aşağı eğimli sokakta, Arap nüfusun işlettiği dükkanlar arasından ilerleyerek Haremü'ş-Şerif girişine ulaşılır. Belli günlerde, kısıtlı saatler haricinde sadece müslüman nüfusun girişine izin verilen bu kutsal mekana girişte İsrail askerleri beklemektedirler. Pasaport kontrolünden sonra da Filistinli görevlilerce müslüman olduğu anlaşılan ziyaretçiler içeri kabul edilmektedirler. Mescid-i Aksa ve Kubbet-üs Sahra Haremü'ş-Şerif içinde yeralır.

Mescidi_Aksa
Mescid-i Aksa
   Mescid-i Aksa bilindiği gibi Müslümanların ilk kıblesidir. Peygamber Efendimiz (sav) Beyt-ül Makdis (Mescid-i Aksa) tarafına on altı ya da on yedi ay namaz kılmıştır. Kudüs, Hz. Ömer döneminde müslümanlarca fethedildi (638). Ünlü Beytü'l Makdis'in yerinde Mescid-i Aksa diye bilinen mescid yapıldı.

   Tanınmış tefsir alimlerinden Kasımi, Mescid-i Aksâ'nın ismi hakkında şu açıklamayı yapmıştır: "Aksa kelimesi "en uzak" anlamındadır. Mescid-i Aksa da Mekke'ye olan uzaklığından dolayı böyle adlandırılmıştır." Mescid-i Aksa vahye dayalı diğer dinlerde olduğu gibi İslâm'da da büyük bir öneme sahiptir. Peygamber Efendimiz (sav) bir hadisi şerifinde şöyle buyurmuştur: "Yolculuk ancak şu üç mescidden birine olur: Benim şu mescidime, Mescid-i Haram'a ve Mescid-i Aksa'ya." (Müslim, Kitâbu'l-Hacc, 15/415, 511, 512) Burada kastedilen yolculuk ibadet kastıyla olan özel yolculuktur. Bu hadisi şerif dolayısıyla Mescid-i Aksa harem mescitlerin üçüncüsü sayılmıştır.

Mescidi_Aksa_Icinden
Mescid-i Aksa'nın içi
   Mescidi Aksa'nın İslâm'daki müstesna yerinin bir sebebi de Peygamber Efendimizin (sav) isrâ ve mirac mekânı olmasıdır. Yüce Allah, İsrâ suresinin birinci âyetinde Mescid-i Aksa'yı adıyla anarak şöyle buyurur: "Kulunu, kendisine birtakım ayetlerimizi göstermek için bir gece Mescid-i Haram'dan çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa'ya yürütenin şanı pek yücedir. Şüphesiz o duyandır, görendir." Burada dikkat edilirse Mescidi Aksa'dan "çevresini mübarek kıldığımız" şeklinde söz edilmektedir. Mescid-i Aksa'nın çevresi ise başta Kudüs sonra diğer Filistin topraklarıdır.

   Peygamber Efendimizin (sav) miraca yükseltildiği sırada Kudüs'te bugünkü şekliyle bir cami yoktu. Ancak Hz. Süleyman (a.s.) tarafından inşa edilmiş ve daha sonra yıkıma maruz kalıp yenilenmiş olan Mescid-i Aksa'nın kalıntıları vardı ve burası da Beyt-ül Makdis olarak adlandırılırdı. Peygamber Efendimizin (sav) ziyaret ettiği mekan da işte burasıydı. Beyt-ül Makdis ibaresi bazı tarihi kaynaklarda Kudüs şehri için de kullanılmıştır.

Mescidi_Aksa_Vitray
Mescid-i Aksa'nın vitrayları
   Ahmed ibnu Hanbel, Nesâi ve Hakim'in Abdullah ibnu Ömer (r.a.)'den rivayet etmiş oldukları bir hadisi şerife göre de Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurmuştur: "Süleymân (a.s.) Mescidi Aksa'yı yaptığında Rabbinden üç şey istedi. Rabbi ona ikisini verdi. Ben üçüncüsünü de vermiş olmasını ümit ediyorum: Kendisine, kendi hükmüne denk gelecek hüküm vermesini istedi, (Rabbi) bu istediğini verdi. Kendisinden sonra hiç kimsenin ulaşamayacağı bir saltanat vermesini istedi, bu istediğini de verdi. Bir de her kim, bu Mescid'de -yani Mescid-i Aksa'da- namaz kılmak amacıyla evinden çıkarsa anasından doğmuş gibi günâhlarından sıyrılsın istedi. Biz Allah'ın bu istediğini de ona vermiş olmasını ümit ediyoruz."

   1969 yılında fanatik Yahudiler tarafından yakılan Mescid-i Aksa'nın minberini Türk ustalar yeniden yapıyor. Bütün dünyanın merakla beklediği ve Ürdün Kralı'nın 2 milyon dolar para ayırdığı minberin 2007 yılında bitirilmesi planlanmakta. Minberi yapmak için oluşturulan enstitü ise 2005 senesinden itibaren klasik sanatların öğretildiği bir eğitim fakültesi olarak programını sürdürecek.
Kubbetus_Sahra_Tek
Kubbet-üs Sahra


   Peygamber Efendimizin (sav) Miraç sırasında uğrak yeri olan Mescid-i Aksa'nın hemen yakınında Peygamber Efendimiz'in (sav) Sakal-ı Şerifi ve Ayak İzi gibi kutsal emanetlerin korunduğu Kubbetü's-Sahra vardır.

   691 yılında Halife Abdülmelik bin Mervan tarafından yaptırılan Kubbet-üs Sahra, islam mimarî tarihinin önde gelen eserlerindendir. Kanuni Sultan Süleyman döneminde onarılan Kudüs'deki eserin, alt kısmı mermer, üst kısmı ise Anadolu'dan getirilen yeşil, sarı ve mavi renkli çiniyle kaplatılmıştır. 20. yüzyılın başında da Mimar Kemaleddin Bey tarafından onarılmıştır.

   Kubbet-üs Sahra’nın içinde "Asılı Duran Taş" anlamına gelen Hacer-i Muallak taşı bulunmaktadır. Peygamber Efendimizin (sav) Miraç’a çıktığı kaya işte burasıdır. Bu kayanın en geniş yeri 18 metre, en dar yeri ise 13.5 metredir. Bu kayanın içine on bir basamak merdivenle inilebilmektedir. Kayanın iç kısmında yaklaşık 1.5 metre yüksekliğinde ve 4.5 metre x 4.5 metre boyutlarında bir boşluk bulunmaktadır. Bu mağarada Peygamber Efendimiz (sav) namaz kılmıştır.
Muallak_Tasi_1
Muallak taşı


Yahudiler için kainatın kendisinden başlanılarak yaratıldığı(kutsalların kutsalı olarak adlandırırlar), Hz. İbrahim'in (a.s.) üzerinde oğlunu kurban etmek istediği, Hz. Süleyman (a.s.) mabedinin en kutsal emaneti olan Ahd-i Atik Sandığı’nı üzerine koyduğu, Hıristiyanlar için ahir zamanda mahşer meydanı etrafında yerleştirileceği ve Hz. İsa’nın (a.s) adalet kürsüsünün üzerine yerleştirileceği Muallak taşı diğer semavi dinler için de çok kutsaldır.

   Kubbet-üs Sahra dışarıdan sekiz köşeli, içeriden merkezi dairelidir. Kubbet-üs Sahra'nın birinci kısmına dört kapıdan girilir. Kubbeyi taşıyan iki katlı kasnak burada dört ayak ve on iki sütunun taşıdığı on altı kemere dayanmaktadır. Dört ayağın her biri de birinci galerideki ayakların ortasına düşmektedir.

   4 büyük ayak mevsimleri, 12 küçük sütun ayları, çevresindeki 8 sütun arzı taşıyan melekleri ve 52 pencere haftaları temsil etmektedir. Dışında yer alan çiniler Osmanlı zamanında yapıyı güzelleştirmek ve korumak için yapılmıştır. Çevresinde Ayet-el Kürsi ve Yasin sureleri yer almaktadır. Altın rengindeki kubbe gerçekte altın değildir.

Aglama_Duvari
Ağlama Duvarı
   Mescid-i Aksa'nın doğusunda ikinci Mabet'ten kalan duvarın bir bölümünü oluşturan Ağlama Duvarı, Yahudilerin en kutsal mekanıdır. 70 yılında Romalılar, Kudüs'teki Hz. Süleyman Tapınağı'nı ikinci kez yıkmışlar, şehirdeki Yahudilerin büyük bölümünü katletmiş kalanları da sürmüşlerdir. Geriye Tapınak'tan yalnızca tek bir duvar kalmıştır; o da bu yıkım'ın anısına Ağlama Duvarı'na dönüştürülmüştür. Mesih geri geldiğinde ise, inanışa göre, Tapınak yeniden inşa edilecek ve buradan dört bir yana hükmedecektir.

   Ağlama duvarının hemen yanında, Şam Kapısına kadar uzanan bir tünel girişi vardır. Bu tüneli önceden rezervasyon yaptırarak gezmek mümkündür. Tünel içinde birinci ve ikinci tapınak zamanlarından kalma su sarnıçları, sokaklar ve ikinci mabedin eski giriş kapılarından birisi görülebilir. Bu tünelin Mescid-i Aksa'nın altını oymak ve yıkımını hızlandırmak için açıldığı iddia edilmektedir.
Uc_Kutsal_Mekan
Üç kutsal mekan bir arada


   Tarihi verilerden izlenebildiği kadarıyla Yabusiler denilen karışık bir halkın yaşadığı Kudüs'ü M.Ö. 1000 dolaylarında Hz. Davud ele geçirerek krallığının başkenti yaptı. Oğlu Hz. Süleyman Kudüs'ü genişleterek Beytü'l Makdis adıyla ünlü Birinci Mabed'i inşa ettirdi. M.Ö.586'da Babil kralı Nabukadnezar Beytü'l Makdis'i ve kenti tümüyle yaktı ve Yahudileri Babil'e sürdü. Sürgünü II. Kyros M.Ö. 538'de sona erdirdi. Kudüs'e dönen Yahudiler M.Ö. 515'te Beytü'l-Makdis'i ikinci adıyla yeniden inşa ettiler. M.Ö. 63'te Roma kralı Pompeus Kudüs'ü ele geçirdi. M.S. 66'da Yahudiler Roma'ya karşı ayaklandılar. 70'te Romalılar kente girerek Beytü'l-Makdis'le birlikte her yeri yaktılar. Kent 130'da bir ölçüde yeniden iskan edildi. Yahudiler 132-135 arasında Roma'ya karşı yeniden ayaklandılar. Kanlı biçimde bastırılan bu ayaklanma sırasında Yahudiler toplu biçimde katledildi, hayatta kalanlar ise dünyanın dört bir yanına dağılmak zorunda kaldı.

Kiyamet_Kilisesi
Kıyamet Kilisesi
   Kıyamet Kilisesi diğer adıyla Kutsal Kabir Kilisesi, yaygın Hıristiyan inancına göre Hz. İsa'nın çarmıha gerildikten sonra defnedildiğine ve sonra da mezarından dirilip göğe yükseltildiğine inanılan mekan. Protestanlar Hz. İsa’nın çarmıha gerildiği yerin söz konusu Kıyamet Kilisesi olmadığına inanıyorlar. Protestan inancına göre çarmıha gerilme, Şam Kapısı’nın dışında bulunan ve bugün yaygın adıyla Garden Tomb (Kabir Bahçesi) olarak bilinen mekanda gerçekleşti.

    Hıristiyan geleneğinde, Hz. İsa'nın (a.s.) Praetorium'da Ölüm cezasına çarptırılması üzerine, buradan, haçı sırtında taşıyarak Golgotha Tepesi'nde çarmıha gerilmesine kadar, kent içinde izlediği güzergâh Latince'de "Via Dolorosa" (Çile Yolu) ya da "Via Crucis" (Haç Yolu) olarak adlandırılmış, bu güzergâh üzerinde Hz. İsa'nın (a.s.) yaşadıkları, 14 durakla (statio) belirtilmiştir: 1) Hz. İsa'nın (a.s.) mahkûm edilmesi, 2) Hapsedilmesi ve kamçılanması, 3) İlk kez düşmesi, 4) Annesiyle karşılaşması, 5) Cyreneli Aziz Simeon'un haçın taşınmasına yardım etmesi, 6) Azize Veronica tarafından yüzündeki terin mendille silinmesi, 7) İkinci kez düşmesi, 8) Kudüslü kadınları teselli etmesi, 9) Üçüncü kez düşmesi, 10) Elbiselerinin soyulması, 11) Çarmıha gerilmesi, 12) Çarmıhta ruhunu teslim etmesi, 13) Çarmıhtan indirilmesi, 14) Naaşının geçici kabrine konması. Hıristiyanların üzerinde prosesyonlar (dinî yürüyüşler) düzenledikleri Via Dolorosa güzergâhı ve durakları, tarihî ve arkeolojik veriler yerine İncil metinlerine ve yüzyıllar içinde oluşan sözlü geleneğe dayanır. Son 5 durak Kıyamet Kilisesi içindedir.
Zeytin_Dagi
Zeytin Dağı


   Zeytin Dağı, Mescid-i Aksa'nın tam karşısına düzen tepedir. Bu dağa Tur Dağı ya da Zeyta Dağı da denir. Meşhur Sahabi Selman-i Fârisî ve büyük hanım velilerden Râbiatü'l Adeviyye'nin türbeleri burada yer almaktadır.

   Zeytin Dağı'ndan üç dinin de kutsal mekanlarını barındıran eski şehri bütünüyle görmek mümkündür. Zeytin Dağı'nın eteklerinde bir çok kilise mevcut. Tüm Uluslar Kilisesi, Gözyaşı Kilisesi (Hz. İsa'nın buradan eski şehre bakıp, ağladığı rivayet edilir), Hz. Meryem'in kabrinin bulunduğu kilise bunlardan başlıcalarıdır.

   Zeytin dağı üzerindeki mezarlıklar, "Mesih" geldiğinde onu ilk karşılayan cemaat olabilmek, aynı zamanda cennetin kapısı olduğuna inanılan Altın kapıya en yakın olabilmek için 40.000 dolardan başlayan fiyatlarla zengin yahudilerce satın alınmakta.

    Mesih’in kıyametten önce Zeytin Dağı’ndan gelip eski şehir ile Zeytin Dağı arasındaki Kidron Vadisi’ne ineceğine ve oradan da Kudüs’e gireceğine inanılır.

Bati_Seria_Duvari
Batı Şeria içine örülen duvar
    İsrail (askeri-politik-stratejik kararlılığını gösteren bir simge olarak), intihar bombacılarının kaynaklarını engellemek iddiası ile Filistinlilere ayrılan toprakları kilometresi bir milyon dolara mal olan bir duvarla yalıtmaya karar verdi.

2004 haziran ayında, dozer ve vinçlerle 700 kilometre uzunluğundaki duvarın inşasına başlandı. Filistin (Batı Şeria) topraklarını en büyük açık hapishaneye dönüştürecek olan duvarın ilk aşamada 120 km'lik bir bölümünün inşası düşünülüyor. Duvarın büyük kısmı 3 metre yüksekliğinde olacak ve üstüne dikenli tel gerilecek.

Yüksek risk taşıyan alanlarda ise, zırhlı betondan yapılacak. Güvenlik kameraları duvardan sızmak isteyenleri izleyecek, duvarın büyük bir bölümüne de elektronik duyargalar yerleştirilecek.

Kudus_Tasindan_Evler
Kudüs taşından evler

   Kudüs'te inşa edilen binaların Kudüs taşından yapılması zorunluluğu vardır. Eski şehre yakın bölgelerdeki evler çok değerli olup, genellikle Amerika'dan gelen zengin yahudiler tarafından satın alınmaktadırlar.

Yeni Kudüs'te İsrail parlementosu Knesset, cumhurbaşkanı konutu, Yad Vaşem soykırım müzesi ve King David Oteli en bilinen mekanlardır.
© 2005 Hasan Hamdi Konya